TEREKENİN TAKSİMİ * MAHKEMENİN İZLEYECEĞİ YOL * AYNEN TAKSİM

Hakim, miras yoluyla intikal eden terekenin tamamı ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, imkan varsa taşınmazlardan her birini mirasçılara vermek suretiyle paylaştırma yapabilir. Bu iş yapılırken kura çekilmesi yoluna da gidilebilir. Bu şekilde aynen taksim imkanları varken, mirasçıları satışa zorlayacak bir yöntemin benimsenmesi mevcut yasal düzenlemelere de aykırıdır.

TEREKENİN TAKSİMİ * MAHKEMENİN İZLEYECEĞİ YOL * AYNEN TAKSİM
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E: 2011/6-55 K: 2011/222 T: 27/04/11

 

Taraflar arasındaki “Ortaklığın giderilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 23.07.2009 gün ve 2006/872 E., 2009/935 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 23.03.2010 gün ve 11991-3188 sayılı ilamı ile;

 

(. Uyuşmazlık iki adet bağımsız bölümde ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece bağımsız bölümlerin her birini taraflara verilmek suretiyle aynen taksimine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu 6 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin tarafların mira.s bırakanı H.İ. adına kayıtlı bulunduğunu, tarafların taşınmazların taksimi konusunda anlaşamadıklarını belirterek aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir. Davalı da dava konusu taşınmazların aynen taksim suretiyle ortaklığının giderilmesini istemiş, satış takibinde bulunmamıştır. Dava konusu taşınmazların kat mülkiyeti kurulu binanın 6 ve 10 no’lu bağımsız bölümleri olduğu tarafların ortak miras bırakın Haslar adına kayıtlı bulunduğu tapu kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Ortaklığın giderilmesi davalarında taşınmazları her birin ayrı ayrı değerlendirilerek aynen taksiminin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Bağımsız bölüm şeklindeki dairelerin nitelikleri itibariyle aynen taksimi mümkün bulunmadığından her birinin bir paydaşa (ortağa) verilmek suretiyle taksimine karar verilemez. Gerek davacı gerekse davalı tarafından satış talep edilmediğinden ve bu şekilde taşınmazların aynen taksimi de mümkün bulunmadığından bu durumda açılan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz eden: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. Fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.

Davacı vekili, tarafların murisi olan H.İ. adına kayıtlı 6 ve 10 nolu bağımsız bölümleri murisin ölümünden sonra 2 kardeş olan davanın taraflarına intikal ettiğini, ancak tarafların taşınmazların paylaşımı konusunda anlaşmadıklarını bu nedenlerle taşımazların aynen taksimine karar verilmesin talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece muristen kalan iki adet bağımsız bölümün yine iki kişi olan mirasçılara kura sonucuna göre tahsis edilmek suretiyle ortaklığın giderilmesine dair verilen karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel mahkeme, tarafların bağımsız bölümlerin tahsisi konusunda anlaşamamaları nedeniyle mahkeme huzurunda çekilen kura sonucunda bağımsız bölümlerin taraflara tahsisi yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verilmesinde mevzuat açısından hiçbir engel bulunmadığı gerekçesi ile önceki kararında direnmiştir.

Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; ortaklığın giderilmesi davasında aynen taksim istenmiş ise, muristen kalan birbiri ile aynı nitelikte ve aynı değerde iki taşımazın, iki mirasçıya kira çekilmek suretiyle verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle, konuya ilişkin yasal düzenlemelerin ortaya konulmasında yarar vardır:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 642. maddesinde:

“Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir.

Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birini istemi üzerine hakim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamını bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır."

Aynı Kanun’un 650. maddesinde ise;

“Mirasçılar, tereke mallarından mirasçı veya ortak kök sayısınca pay oluştururlar.

Anlaşma olmazsa, mirasçılardan her biri, payların oluşturulmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Payların oluşturulmasında hakim, yerel adetleri, mirasçıların kişisel durumlarını ve çoğunluğun arzusunu göz önünde bulundurur.

Payların özgülenmesi mirasçıların anlaşması uyarınca yapılır. Buna olanak bulunmazsa kur’a çekilir." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere, hakim, miras yoluyla intikal eden terekenin tamamı ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birini tamamını bir mirasçıya vermek suretiyle paylaştırma yapabilir.

Kanun koyucunun bu hükmü getirmekteki amacı öncelikle aynen taksim isteyen mirasçılar arasındaki paylaşma konusundaki ihtilafın en uygun biçimde çözümlenmesi ve taşınmazların değerleri arasındaki paylaşma konusundaki ihtilafın en uygun biçimde çözümlenmesi ve taşınmazların değerleri arasında fark bulunması halinde gereğinde fark para ödetmek yoluyla, denkleştirmenin sağlanmasıdır. Ayrıca payların özgülenmesinde mirasçıların anlaşması asıl olup, anlaşamazlarsa kura çekilecektir.

Bu yolla aynen taksimi gerçekleştirme olanağı olan mahkemenin mallar üzerinde ortaklığı ve uyuşmazlığı sürdürecek, sonuçta mirasçıları satışa zorlayacak bir yöntemi benimsemesi olanaklı olmadığı gibi, açıklanan yasal düzenlemelere de aykırı olacaktır.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında:

Taraflarca aynen paylaştırılması istenen eş değerde iki taşınmaz ve bunları paylaşacak iki mirasçı bulunmakla birlikte her iki mirasçı da aynı taşınmazı istemiştir.

Mahkeme, tarafların arasında payların özgülenmesinde anlaşma sağlanamadığından, her bir mirasçıya hangi taşınmazın verileceği konusunda mahkemece kura çekme yoluna gitmiş; kura çekimine ne davacı ne de davalı itiraz etmemişlerdir.

Mahkemenin açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde iki taşınmazın her birini birer mirasçıya vermek suretiyle paylaşım yapması ve buna ilişkin kararında direnmesi yerindedir.

Ne var ki, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları Özel Dairece incelenmemiştir.

Bu nedenle; sair temyiz itirazları incelenmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan dosyanın davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için 6. HUKUK DAİRESİ’NE GÖNDERİLMESİNE, 27.04.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.