KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA

Davacı, Çerkezköy Belediyesi Başkanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhlerine açmış olduğu davada “kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, belediye aleyhine açılan davanın husumetten reddine , genel müdürlük yönünden kabulüne karar verilmişse Özel Dairece; Karayolları Genel Müdürlüğü ile Çerkezköy Belediyesi Başkanlığı arasında yapılan 19.07.2006 günlü. Protokolün 6. maddesinin 4. ve 6. bentlerinde, gerek yol inşaatının yapılması sırasında gerekse yolun tamamlanıp idareye tesliminden sonra açılacak davalardan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olmayacağı hükmü bulunduğundan bozulmuştur. Bozma yerinde olup direnme kararı bozulmalıdır.

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E: 2010/5-225 K: 2010/262 T: 12/05/10

 

Taraflar arasındaki “Kamulaştırmasız elkoyma nedeniyle tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çerkezköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın davalı Belediye Başkanlığı yönünden husumet nedeniyle reddi ile diğer davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden kısmın kabulüne dair verilen 16.07.2008 gün ve 2007/708 E.-2008/373 sayılı kararın incelenmesi davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2009 gün ve 2008/16106 E, 2009/2584 sayılı ilamı ile,

 

“..Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davalı Çerkezköy Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm Karayolları Genel Müdürlüğü vekilince temyiz edilmiştir.

Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü ile diğer davalı Çerkezköy Belediye Başkanlığı arasında yapılan 19.07.2006 günlü protokolün 6. maddesinin 4. ve 6. Bentlerinde özel ve tüzel kişilere ait taşınmazlara el konulması nedeni ile gerek yol inşaatının yapılması sırasında, gerekse yolun tamamlanıp idareye tesliminden sonra mahkemeler nezdinde açılacak her türlü dava, tazminat ve ecrimisilden Karayolları Genel Müdürlüğü sorumlu olmayacağı, taşınmazlara el konulması nedeniyle her türlü teknik, hukuki ve mali sorumluluğun belediyeye ait olacağı belirtildiğinde yol yapımı sırasındaki el koymalar nedeni ile her türlü sorumluluk ilgili Çerkezköy Belediyesine aittir. Davacıya ait taşınmaz protokol kapsamında bulunan ve protokolde yazılı Veliçeşme -Çerkezköy yolu güzergahında olup, bu yolun yapımı sırasında taşınmaza kamulaştırmasız el atılmış olduğu anlaşıldığından kamu-laştırmasız el atılan dava konusu taşınmazın bedelinin protokol uyarınca davalı Çerkezköy Belediye Başkanlığı ndan tahsiline, Karayolları Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın ise husumetten reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, bedelin Karayolları Genel Müdürlüğünden tahsiline, Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir...”

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ

Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.05.2010 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu karar verildi.

KARŞI OY

Davacı davalı Çerkezköy Belediye Başkanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davada taşınmazına haklı bir neden olmaksızın ve kamulaştırma yapılmaksızın el atılıp zarar verildiğini belirterek bu zararın her iki davalıdan müştereken ve mütesilsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı Belediye kendisinin taşınmaza eylemli olarak el atmasının bulunmadığını savunup davanın reddini istemiş, davalı Karayolları ise diğer davalı Belediye ile yaptığı sözleşmeye göre davacının taşınmazında köprü yapımı ile ilgili işlemler yapıldığını, bunları belediye ile yaptığı sözleşmeden dolayı gerçekleştirdiğini, protokole göre her türlü sorumluluğun belediyeye ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece haksız fiil ve yapılanmanın davalı Karayolları tarafından gerçekleştirildiği, bu nedenle doğan zarardan sorumlu olduğu, belediyenin fiili el atması bulunmadığından hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ve bu karar davacı tarafından temyiz edilmeyerek onun yönünden kesinleşmiştir. Kararı davalı Belediye de temyiz etmemiş, davalı Karayollarının temyizi üzerine mahkeme kararı Hukuk Genel Kurulunda Özel Daire bozmasında belirtilen gerekçelerle bozulmuştur. Bu karara aşağıda belirtilen gerekçelerle katılamıyorum:

Öncelikle belirtmek gerekir ki kesin hüküm davada taraf olan herkesi bağlar. Bu kural mahkeme kararlarının güvenilirliğini sağlama ve kazanılmış hakların korunması açısından çok önemlidir. Eldeki davada yerel mahkemece davalı Belediye hakkındaki dava reddedilmiş ve bu karar ne davacı ne de davalı Belediye tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Artık bu dava içerisinde davalı Belediye aleyhine eda edilebilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulması mümkün değildir. Oysa Hukuk Genel Kurulu davalı Belediye hakkındaki kesin hükmü yok saymış ve tazminattan davalı Belediyenin sorumlu olduğuna karar vermiştir. Bu kesin hüküm kuralının ihlalidir. Davacı kararı temyiz etmeyerek davalı Belediyeden bir hak talep etmediğini, bu yolda oluşan mahkeme kararını kabul ettiği yolunda iradesini açıklamıştır. Davacının bu kabulüne aykırı olarak tazminatın Belediyeden alınıp istemediği halde davacıya verilmesi yolunda oluşan kararın hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Yargısal kararlarda müşterek müteselsil sorumlular hakkında birlikte açılan davalarda bir davalı hakkında verilen ret kararı olayımızda olduğu gibi temyiz edilmeyerek kesinleştiğinde ve bu karar diğer davalılar yönünden temyiz edildiğinde müteselsil sorumlular arasında ileride açılabilecek rucu davasına esas olmak üzere hakkındaki dava reddedilen ancak davacı tarafından temyiz edilmeyen davalı hakkında kusur yönünden araştırma yapılması istenerek karar bozulmakta ise de bu bozmanın sadece kusur oranının belirlenmesi ile sınırlı olduğu, infazı kabil bir eda hükmünün kurulamayacağı da yine bu kararlarda açıkça belirtilmektedir. (Örnek: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 4.11.2009 gün 2009/16-428-483 sayılı kararı)

Kaldı ki bu davada davalı Karayollarının sorumluluğunun bulunmadığı yolundaki görüşe de katılmak mümkün değildir. Davacının taşınmazında tazminatı gerektiren eylemlerin davalı Karayolları tarafından yapıldığı ihtilafsızdır. Davalı Karayolları bu işleri davalı belediye ile yaptığı protokol nedeniyle yaptığını bu protokole göre sorumluluğu Belediyenin kabul ettiğini savunmakta olup HGK'da bu savunmaya itibar etmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki yapılan iş bir haksız fiildir. Haksız fiilde vekaletin olmayacağı da genel bir hukuk kuralıdır. Davalı Karayolları bu işlemleri diğer davalı adına yaptım diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Koşulları varsa en azından diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu söz konusu olabilir. Yoksa sorumluluğunun tamamen kaldırılması mümkün değildir. Zaten yapılan protokolde davacı taraf olmadığından davacıyı bağlaması da söz konusu olmayıp sorumluluğun kime ait olacağı yönünde protokole konulan hükümler sadece davalılar arasındaki rucu istemli bir davada gündeme gelebilir. Bu nedenle davalı Karayolları haksız fiili eylemli olarak oluşturduğundan doğan zarardan sorumludur.

Diğer taraftan bir an için bu davada protokol hükümlerinin davacı yönünden uygulanabileceği kabul edilse bile davalı Belediyenin bir sorumluluğu söz konusu değildir. Çünkü davalı Belediye diğer davalı Karayollarına kamulaştırma olmaksızın davacının taşınmazına el atması yönünde protokol ile verdiği bir yetki yoktur. Aksine 19.07.2006 tarihli protokolün 4.4 maddesinde (Yol yapım çalışmalarına ilgili belediyelerce “....BB” kamulaştırma ve arazi terkin işlemlerinin tamamı bitirilecek, yazılı olarak Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü'ne bildirildikten sonra başlanacaktır) hükmü bulunmaktadır. Buna göre kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan davalı Belediye davalı Karayollarının bir işlem yapmamasını söylemektedir. Buna göre kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan davalı Belediye davalı Karayollarının bir işlem yapmamasını söylemektedir. Buna rağmen davalı Belediyenin Karayollarının haksiz fiilinden sorumlu tutulması protokol hükümlerine de aykırıdır.

Sonuç olarak haksız fiili işleyen davalı Karayolları tazminatla sorumlu olup mahkemenin bu yönde kurduğu hüküm doğru olduğundan, davalı Belediye hakkında davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından temyiz edilmeyip kesinleştiğinden, Belediye hakkında icra edilecek nitelikte hüküm kurulması kesin hüküm kuralına aykırı bulunduğundan davalılar arasındaki protokolün haksız fiili işleyen davalı Karayollarını davacıya karşı sorumluluktan kurtarmayacağından Karayolları aleyhine hükmedilen tazminatın esasının incelenmesi için yerel mahkeme kararının Özel Daireye gönderilmesi gerekirken bozulması yönündeki Hukuk Genel Kurulu kararına karşıyım.

KARŞI OY

Davacı, Çerkezköy, Fevzipaşa mahallesi, 131 ada 12 parsel sayılı çaplı taşınmazın maliki olduğunu, davalılar Çerkezköy Belediye Başkanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğünün bu yerde Çerkezköy-Çorlu bağlantı yol güzergahının üzerinde yol genişletme, şerit artırma ve çift şeritli yol yapımı çalışmaları nedeniyle taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atıldığını ileri sürerek taşınmazın şimdilik 10000 YTL kamulaştırmasız el atma bedelinin el atma tarihinden itibaren en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 12.6.2008 günlü ıslah dilekesiyle kamulaştırmasız el atma tazminatının 174.050.00 YTL artırarak toplam 184.050.00    YTL nin el atma tarihi olan 01.02.2007 tarihinden itibaren en yüksek faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, Çerkezköy Belediye Başkanlığı, davacının taşınmazının da bulunduğu alanda Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Çerkezköy - Çorlu bağlantı yolunda yapılan köprü ve Namık Kemal Bulvarı vs. çalışmaları nedeniyle yolların altında kaldığını, belediye encümen kararı uyarınca kamulaştırma işlemlerine başlanıldığını, dava konusu yerde 3194 Sayılı Yasa'nın 18.maddesi uygulamasının yapılmadığını, fiilen el atanın belediye olmadığını, imar planın da bu yerin yeşil alanda kaldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü, davacının taşınmazının da bulunduğu alan, Çerkezköy - Çorlu TEM bağlantı yolu ile ilgili olarak 19.7.2006 gün ve 387 - 1740 sayılı protokolün mevcut olduğunu, protokolün Karayolları Genel Müdürlüğü ile ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları arasında imzalandığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalı Çerkezköy Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 153.375.00    YTL nin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Karayolları Genel Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Bu karar Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince, “..davalı Karayolları Genel Müdürlüğü ile diğer davalı Çerkezköy Belediye Başkanlığı arasında yapılan 19.7.2006 günlü protokolün 6. maddesinin 4. ve 6. bendlerinde özel ve tüzel kişilere ait taşınmazlara el konulması nedeniyle gerek yol inşaatının yapılması sırasında, gerekse yolun tamamlanıp idareye tesliminden sonra mahkemeler nezninde açılacak her türlü dava, tazminat ve ecrimisilden Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumlu olmayacağı.” bahisle Karayolları Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gereği gözetilmediğinden söz edilerek bozulmuştur.

Davalı Çerkezköy Belediye Başkanlığı vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir.

Yerel mahkeme önceki kararda direnmiştir.

Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; davacı 131 ada 12 no'lu parselin kayden malikidir. Davalılar arasında düzenlenen protokol iç ilişkidir. Bu yerde fiilen taşınmaza el koyan köprü ya da yol yapan Karayolları Genel Müdürlüğü'dür. Dolayısıyla kamulaştırmasız el atma eylemini gerçekleştiren kuruluş Karayolları Genel Müdürlüğü'dür. 5539 Sayılı Yasa'nın 2. maddesinde Karayollarının görevleri tek tek sayılmıştır. 3/İ maddesi yolları üçe ayırmış, otoyol, Devlet ve İl yolları olarak belirlemiştir. Aynı Kanun'un 14. maddesi bu yolların açıklamasını yapmıştır. Gündemin konuyla ilgili kapsamında inşa edilmekte olan yolun Çerkezköy-Çorlu TEM bağlantı yolu olduğu ve Karayollarının güzergah kapsamında bulunan ve yapması zorunlu olan yollardan olduğu anlaşılmaktadır.

Büyükşehir Belediye kuruluşuna ilişkin yasanın yapılan incelemesinde; Büyükşehir Belediyelerinin yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve anayolları yapmak, yaptırma, bakım ve ona-rımını sağlamak Büyükşehir Belediyesinin görevleri arasındadır. Yine, Belediye Kanununun 14. maddesinde ise, diğer belediyelerin görevleri sayılmıştır. Buradan amaç Büyükşehir Belediyesinin sınırları dışında il, ilçe ve kasaba Belediyelerinin imar planı kapsamında kalan ve kesinleşmiş imar planında belirtilen cadde, yol ya da sokakların açılması, yapılması ve bakım ve onarım işlerini yapmaktan ibarettir. Dava konusu taşınmaz. Çerkezköy merkezinde kalmaktadır. Çerkezköy Tekirdağ Vilayetine bağlıdır. Bir başka anlatımla İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sorumluluk alanı dışındadır. Dolayısıyla il ve ilçelerin sınırları içerisinde veya imar planı kapsamında geçmekte olan Karayolları güzergahına ait İl yolu, Devlet yolu ve Otoyollarını yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımını sağlamak doğrudan doğruya Karayolları Genel Müdürlüğüne aittir. Ancak, Büyükşehir Belediyesinin sorumluluk alanında kalan İl ya da Devlet yollarının bakım, onarımı yada genişletme çalışmaları bir protokolle Büyükşehir Belediyelerine devredilebilmektedir.

Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, somut olayda TEM yoluna bağlantı olan ve Çerkezköy ilçesi sınırları içerisinden geçen Karayolları güzergahına ait İl yolu ile bağlantılarını ve sanat yapılarını (köprü, menfez, alt geçit, üst geçit vs.) yapmak, yaptırmak Karayollarının asli görevlerinden olup, dava konusu yerdeki çalışmaları yapan ve kamulaştırmasız el atan kurum Karayolları olduğu için yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya uygundur. Açıkladığım nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği kanaatindeyim. Ancak, bu konu Dairesince incelenmemişse, direnme kararının incelenmesi için direnme uygun dairesine gönderilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu nedenle HGK'nın sayın çoğunluğunun görüşlerine katılmam mümkün olmamıştır.